Vücudumuzun bazı bölgelerinde
biriken yağ dokuları kötü bir görüntü sergiler. Bu
fazlalıklardan mutlaka kurtulmak isteyen kişi için cerrahi bir
müdahale kaçınılmaz olur. Son yılların popüler çözümü haline
gelen bu yöntem, kimlere uygulanabileceği konusunda doğru
karar verildiğinde çok başarılı sonuçlar veren faydalı bir
uygulama olarak karşımıza çıkıyor. Bodyconturing- vücut
konturlarının düzeltilmesi liposuction’ın temel felsefesini
oluşturuyor. Liposhaping (yağların şekillendirilmesi ),
bodyshaping (vücut şekillendirilmesi), bodysculpturing
(vücudun artistik heykeltraşlığı) terimlerinin tümü aynı
anlamı taşıyor ve hepsi de yağların emilmesine dayanıyor.
Liposuction doğru hasta ve doğru hekim elinde, oldukça güzel
sonuçlar veren bir yöntem. Bir heykeltraşın elinde çekiç ve
keski ile hoş olmayan fazlalıkları almasına benziyor. Çünkü
vücudun bazı bölgelerindeki yağ birikintileri ne denli diyet
yapılırsa yapılsın gitmiyor ve bölgesel çıkıntılar halinde
kalarak, şekil bozukluğuna neden oluyor. İşte bu bölgeler
(göbek , kalça üstü, bacakların iç yüzleri basen tabir edilen
yan bölgeler, diz kapaklarının arka bölgeleri) liposuction
yönteminden oldukça yarar görürler ve düzgün bir vücut yapısı
sağlarlar. Özellikle bu bölgelerin cerrahi müdahale yapılmadan
düzelmesi neredeyse olanaksız. Çünkü ne kadar diyet yapılırsa
yapılsın bu bölgeler inatçı çıkıntı şeklinde belirgin olarak
kalıyorlar.
BİLGİLENDİRME
Estetik cerrahi uzmanı Prof. Dr. Nazım Durak, liposuction
işleminde hastanın derisinin kalitesi önem taşıdığının altını
çiziyor ve ‘Deri elastikiyeti bozulmamış hastalarda, deneyimli
bir hekim tarafından liposuction uygulanırsa, sonuç mükemmel
olacaktır’ diyor. Liposuction’ın sadece bir çubuğun deriden
sokularak, yağların emilmesi olmadığının bilincinde olan
hekim, hiçbir zaman bir yer çukur, bir yer tümsek olacak
şekilde dalgalanmalar oluşturmaz. Ancak hastanın derisinin
gevşek olduğu durumlarda gereğinde cerrahi işlemler
uygulanabiliyor. Başlangıçta hastaya derisinin özellikleri ve
ne kadar sonuç alınabileceği anlatılmaktadır ki beklentilerin
doğru olması sağlansın. Bu yöntemle hasta göze hoş gelmeyen
şekil bozukluklarına neden olan inatçı yağ birikintilerinden
kurtulurken, kendisine olan güvenin de artması ile ruhsal
açıdan da bir tatmin kazanıyor.
DETAYLI ÇALIŞMA
Prof. Durak, son zamanlarda aleyhte çok yayın olduğuna dikkat
çekiyor. Yani vücutta belirli bölgelerde birikmiş yağların
emilimi olan bu yöntem sıklıkla çok yanlış değerlendiriliyor.
Bu sıkıntı, iyi tanı konamamasından da kaynaklanıyor. ‘İyi
tanı nedir?’ diyoruz ve Prof. Durak yanıtlıyor: ‘Cildin
elastikiyeti çok önemlidir. Örneğin doğum yapmış, karnı
sarkmış bir kadının karın derisi, elastikiyetini kaybetmiştir.
Bazen kişi 40 yaşındadır, ama cildi 25-30 yaşındaki birinin
elastikiyetine sahiptir. Bazen de 30 yaşındadır ama 40
yaşındaki biri gibi çok gevşektir cildi. Elastikiyetin çok iyi
saptanması gerekiyor liposuction’da. Burada çubukları sokup da
yağları almak değil amaç. Tıpkı bir heykeltıraş gibi çalışmak
gerekir. Bunun sağlanabilmesi için hastanın cildinin
özelliklerini iyi tanımak lazım ki hastanın bundan ne kadar
yararlanacağı önceden saptanabilsin.’. Prof. Durak, bu
ameliyatın selülitleri yok etme ameliyatı olmadığını,
selülitlere dolaylı yoldan yardım ettiğini hatırlatıyor.
GERÇEKÇİ YAKLAŞIM
Liposuction’da hasta ayaktayken alınacak bölgelerin çizilmesi
büyük önem taşıyor. Ameliyat sırasında hasta yattığı için,
bölge yayılır ve hekim deneyimsizse, çok fazla yağ alacaktır.
Bu da deride çukurlara yol açar. Liposucton ile fazla
kilolardan arınmak mümkün mü? Prof. Nazım Durak, ‘Bu
olanaksızdır! Biz,bölgesel birikmiş yağları alıyoruz, yoksa
hastayı tornadan geçirerek inceltmiyoruz’ diyor ve devam
ediyor: ‘Bu konuda yanlış vaatlerde bulunmak büyük hatadır.
Ben hastayla asla kilo konuşmam. Biz, organizmanın dengesini
bozmamak için bir miktar yağ alıyoruz, aldığımızın iki katı
kadar sıvı veriyoruz. Hatta ameliyattan sonra tartıya çıkan
hasta ağır bile geliyor!’
EMBOLİ RİSKİ VAR MI?
Liposuction ameliyatları zaman zaman emboli riski ile gündeme
geliyor. Emboli, bir yağ parçasının damarı tıkamasıdır. Prof.
Durak, ameliyat sırasındaki embolinin anestezinin bir kabahati
olduğunu vurguluyor. Hipotansiyon, yani tansiyon düşüklüğü
nedeniyle yağ asitleri ortaya çıkabiliyor ve bunlar gidip
akciğerlerde sorun yaratabiliyor. Bu nedenle liposuction
muayenehanelerde yapılacak bir işlem olmayıp, hastane ortamı
gerektiriyor. Prof. Durak, ‘Biz aldığımız yağın iki üç misli
kadar sıvı veririz- ki tansiyon düşmesin. Siz, damar
dolgunluğunu yüksek tutar, tansiyonu düşürmezseniz, bir sorun
söz konusu olmaz. Hele bizim ameliyatlarda anestezi çok
önemlidir. Hasta bize güzelleşmek için gelir, hayatını riske
atmak için değil!’ diyor. Yani liposuction’da meydana gelen
komplikasyonlar tamamen anestezi kaynaklı oluyor. Parçalanan
ve enjektörle çekilmeyen yağlar dokular arasında kalıyor ve
vücut bunları kendi eritiyor.
OPERASYONLAR NASIL YAPILIYOR?
Vücutta izlerin gizlenebileceği noktasal kesilerden 2-4 mm.lik
metal borucuklar sokuluyor. Bu borucukların ileri geri
hareketi ve bunlara bağlı vakumun emmesi ile deri altındaki
yağlar çekilir. Yağlar homojen bir şekilde emilmelidir ki,
girinti çıkıntılar oluşmasın. Bu aynı zamanda kullanılan
kanülün inceliğine de bağlı oluyor. Bu teknik ilk
geliştirildiğinde 6-9 mm’lik kanüller kullanılmaktaydı. Küçük
alanda çalışılacaksa bölgesel anestezi, değilse genel anestezi
tercih ediliyor. Ameliyat süresi bir saat olup hastanede
kalmayı gerektirmiyor. Ameliyattan hemen sonra hastaya uygun
bandaj ve korse giydiriliyor ve bu korsenin 15 gün
kullanılması tavsiye ediliyor. Ameliyattan sonra ilk 3 gün
hastaya ağrı kesiciler veriliyor, 3 gün sonra da fizik
egzersizleri ve ameliyat bölgelerine 15 gün lenf drenaj masajı
öneriliyor. Morarmalar ve ödem bu 15 günün sonunda kayboluyor
ve sonuç ortaya çıkıyor.
Kilo verme yöntemi değil
Çok net görülüyor ki, liposuction bir kilo verme yöntemi
değil, ancak dolaylı yoldan kilo vermeye yardımcı oluyor.
Liposuction’dan sonra kilo alınmıyor, alınsa yağlar o
bölgelerde tekrar toplanmıyor. Düzgün bir ameliyat yapılmışsa,
ameliyat bölgesinde çukur, diğer yerlerde tümsek olmuyor.
Prof. Durak, iki tip liposuction bulunduğuna dikkat çekiyor:
Yaş teknik ve kuru teknik. Yaş teknikte, yağları kansız
alabilmek için özel bir sıvı enjekte ediliyor ve bir süre
bekledikten sonra işleme geçiliyor. Kuru teknikte ise hiçbir
şey enjekte etmeden, direkt yağ çekiliyor. Prof. Durak: ‘Ben
kuru teknik kullanırım. Neden? Çünkü yaş teknik aldatır
insanı. Liposuction’da farklı boyutlarda iğneler kullanıyoruz.
Kalın yağlı bölgelerde iğnenin ucunu kalınlaştırıyoruz. İnce
iğneler kullanınca adı liposhaping oluyor!’ Prof. Durak önemle
hatırlatıyor: ‘Liposhaping’i genelde lokal anesteziyle
yapanlar var. Kilo fazlaysa lokal yapamazsınız, yapmaya
kalksanız hastayı zehirlersiniz lokal analjeziklerle!’
Her ameliyatın riski var. Ama tecrübeli bir hekim risk
faktörlerini en aza indirgiyor. Hastanenin donanımı, anestezi
doktorunun bilgisi ve hastayı tanıma özelliği ve hekim faktörü
birleşince risk büyük ölçüde ortadan kalkıyor.
Kimlere ve hangi bölgelere uygulanır?
Vakum yöntemi uygulanacak kişilerin derisi yeterli
elastikiyete sahip olmalıdır. Alttaki yağlar alındığında deri
büzüşerek toplanabilmelidir. Liposuction yüzde 80 kadınlar
tarafından tercih edilse de, erkeklerin de ilgi göstermeye
başladığı bir yöntem. Erkekler göbek bölgesine yaptırıyor
liposuction’u. Erkeklerin hormonal yapılarında androjen azalma
ve östrojen artınca 40′lı yaşlardan sonra, memeler büyüyor,
kıl dökülmeleri başlıyor, kadınsı bir görünüm ortaya
çıkabiliyor.
Liposuction’un uygulanabileceği vücut bölgeleri:
-Yüz, boyun, gıdık
- Kollar
- Göğüs
- Karın-bel-basenler
- Bacak iç ve dış yüzleri
- Diz kapağı iç kısmı
- Ayak bileği
Hastaların soru ve endişeleri
- Bir seansta ne kadar yağ dokusu alınabilir?
Alınan yağ 1,5-3 kg civarındadır. Bunun üzerinde bir miktar
alınmaz, alınmamalıdır ve bundan fazlasını talep etmek sağlık
açısından sakıncalıdır.
-Vakum operasyonu zayıflama yöntemi midir?
Hayır. Vakum operasyonu zayıflama diyetleri ile verilemeyen
karın, bel, basen gibi bölgesel yağ birikimlerinin tedavisi
için tercih edilir. Bu bölgeler kalıtsal ve hormonal
nedenlerle yağ depolayan bölgelerdir. Tüm rejim gayretlerine
rağmen bu bölgeleri özellikle sorunlu olanlar, vakum
operasyonundan en çok faydalanacak kişilerdir.
-Hangi yaşlar en uygundur?
Cilt elastikiyeti yerinde ise her yaşta iyi sonuçlar alınır.
- Yağ alınan bölgelerde yeniden yağ birikmesi olur mu?
Vakum ile çekilen, aslında içlerinde yağ depolanmış
hücrelerdir. Bu işlem yağ hücrelerinin sayısını azalttığı için
bu bölgelerden, diğer bölgelere göre daha az kilo alınır.
- Operasyondan sonra hasta işine ne zaman dönebilir?
Müdahaleden bir gün sonra
- Vakum ameliyatının riskleri nelerdir?
Çoğu 6-8 haftada geçecek olan bir his kaybı, uyuşukluk
olabilir. Çok nadir olarak bu uyuşukluk kalıcıdır. Ayrıca
aşırı miktar yağ dokusunun kalın kanüller kullanarak alınması
deri yüzeyinde dalgalı görüntü oluşturabilir. Derinin
elastikiyeti iyiyse, bu olasılık azalır.
Hastalar nelere dikkat etmelidir?
Hastaların öncelikle derilerinin özelliğini bilmeleri
gerekiyor. Doğru hekime gitmek, mutlaka bu işin ehli bir hekim
seçmek ve bu yöntemden ne kadar yararlanılabileceğini hekimin
kendisinden öğren en önemli unsurları oluşturuyor.
Hastalar en çok morluk olup olmayacağını, ağrı duyup
duymayacaklarını merak ediyor. Prof. Durak bu sorulara açıklık
getiriyor: ‘Liposuction’da hiç ağrı olmaz. Hafta sonu
ameliyatı yaparız, hastalarımız pazartesi gidip çalışırlar.
Morluklar çok minimaldir. Derinin toparlanması için korse
giydiriyoruz. Önce ne kadar kullanacaklarını ısrarla merak
ediyorlar. Sonra sevebiliyorlar korseyi. Bir süre sonra
hastaya masaj uygulatıyoruz.
İlk 15 gün ödemler nedeniyle karamsarlaşıyorlar, ama bunların
kaybolmaya başladığını gördükten sonra moralleri düzeliyor,
mutlu oluyorlar.
Sonrasında ise kendilerini disipline ediyorlar, daha sağlıklı
yaşıyorlar. Çünkü ekonomik bir gideri göze alıyorlar, bir
ameliyat riskini göze alıyorlar, bunlar motivasyon, bir
uyarıcı yönlendirme oluyor. Yaşamlarına dikkat ediyorlar
bundan sonra.’
Kaynak: Güneş Gazetesi