Mantıklı mı Yasal mı?
Bir öğrenci, lojistik ve organizasyon dersinin yazılı sınavından
kalıyor.
Öğrenci: Siz beni cezalandırıyorsunuz. Bunu hiç anlıyor musunuz?
Profesör: Evet tabi ki.Yoksa nasıl profesör olabilirdim?
Öğrenci: İyi o zaman. Size bir şey sormak istiyorum. Eğer doğru cevabı
verirseniz, ben kötü notumu alıyorum ve gidiyorum.
Fakat bununla beraber eğer cevabı bilemezseniz bana iyi not
vereceksiniz.
Prof: Anlaşıldı tamam. Sor bakalım.
Öğrenci: Yasal olup ta mantıklı olmayan nedir? Mantıklı olup ta ama yasal
olmayan nedir? Ve de ne mantıklı ne de yasal
olmayan nedir?
Profesör iyice bir düşündükten sonra hiç bir cevap veremiyor. Ve o
öğrenciye iyi not vererek onu geçiriyor. Daha sonra profesör
en iyi öğrencisini çağırıyor ve ayni soruları ona soruyor. Öğrenci hemen
cevap veriyor:
"Siz 63 yaşındasınız ve 35 yaşındaki bir bayanla evlisiniz. Bu yasal ama
bununla beraber mantıklı değil. Karınızın 25 yaşında bir
dostu var, bu gerçi mantıklı ama yasal değil. Siz, karınızın dostuna iyi
bir not veriyor ve onu geçiriyorsunuz oysa ki o sınıfta kalmıştı.
Bu ise ne mantıklı ne de yasal."
Ağaçta
Bir müfettiş akıl hastanesini geziyormuş. Bahçeye gelince delilerin
ağaçta asıldığını ama birinin yere yattığını görünce yatana
sormuş:
-Neden ağaca çıktılar, demiş. o da :
-Armut sanıyorlar kendilerini, demiş.
Müfettiş :
-Sen armut değil misin?, demiş. o da hayır ben olgunlaşıp yere düştüm demiş.
İki Deli Şehirde
İki deli hastaneden kaçmışlar o kadar koşmuşlar ki şehrin ortasına
geldiklerinde nefes nefese kalmışlar. Aksilik ikisinin de acil
tuvalet ihtiyacı gelmiş, büyük olan oradan geçen genç bir delikanlıya:
"Afedersiniz burada tuvalet var mı? Arkadaşla çok sıkıştık." Deli
olduklarını anlayan genç ilerde cadde ortasında duran çöp
varillerini göstererek:
"İşte burası tuvalet."
Dalgasını geçer ve gider. Bizimkileri hemen çöp varillerinin üzerine
çıkarlar. Büyük tuvaletlerini yapmaya başlarlar. Bu arada
delileri gören halk seyretmek için etrafına toplanır. Bir kalabalık bir
kalabalık büyük deli yanındaki deliye: "Ulan iyi ki acele etmişiz şu tuvalet sırasına, bak bizi bekliyorlar."
Temelle Yunan askeri
Temel askerliğini yunan sınırında yapıyormuş.
Temel'in canı çok sıkılıyormuş.
Yunan'a bir ıslık çalmış elleriyle "Havacı mısın?" işareti yapmış,Yunan
aldırmamış.
Bir ıslık çalmış elleriyle "Karacı mısın?" işareti yapmış, Yunan
aldırmamış.
Bir ıslık daha çalmış "Denizci misin?" anlamında yüzme işareti yapmış,
yunan aldırmamış.
Bir ıslık daha çalmış. El hareketi yaparak "Topçu musun?" demiş, yunan
aldırmamış.
Bir ıslık daha çalmış "Gözcü müsün?" anlamında dürbün işareti yapmış,
yunan aldırmamış.
Nöbetler değişmiş sıra yine Temel'le Yunan'a gelmiş.
Yunan'a hadi sınıra git demişler yunan da:
"Ben oraya gitmem. Orada bir deli Türk askeri var, bana hava kararınca
yüzerek gelip sana bir koyacam gözlerin fırlayacak diyor..
Meksikalı
Meksikalının biri bisikletle Amerika'dan ülkesine dönüyormuş.
Elinde bir torba, ağır ağır sınır kapısına gelmiş.
Kapıdaki görevli, Meksikalının elindeki torbadan şüphelenmiş ve aramak
istemiş. Torbayı açınca kum dolu olduğunu görmüş.
Araştırmış karıştırmış ama kumdan başka bir şeye rastlayamamış ve
Meksikalının geçmesine izin vermek zorunda kalmış.
Aradan iki hafta geçmeden aynı Meksikalı yine bisikletle ve elinde bir
torbayla ayni sınır kapısından geçmek istemiş. Aynı görevli
yine torbadan şüphelenip aramış ve yine kumdan başka bir şey bulamamış.
3 böyle 5 böyle...
Her seferinde aynı şekilde gecen bu adamda hiç bir şey bulamamak
görevliyi çıldırtıyormuş ama yapabileceği bir şey de yokmuş.
1 yıl sonra görevli bir barda içki içerken, sınırda arayıp durduğu
Meksikalının da aynı barda olduğunu görmüş. Hemen yanına gitmiş ve: Artık sana bir şey yapamam. Çok iyi biliyorum ki sınırdan bir şey
kaçırıyordun. 1 yıldır içim içimi yiyor, lütfen bana ne kaçırdığını
söyle, demiş. Meksikalı kafasını hafifçe çevirip umarsızca
mırıldanmış: Bisiklet.
IŞIĞI GÖREN GELİYOR
Adamın karısı hamileymiş.Bir gece yarısı sancılanmış.Çağırılan ebe tam
doğuma başlarken elektrikler kesilmiş.Adamcağız mecburen fener tutarak
doğuma yardımcı oluyormuş.
Nihayet bebek sağlıkla doğmuş.Ancak ebe bakmış bir bebek daha
geliyor.Onu da doğurtmuş.
Bitmemiş ardından bir tane daha..
Adam derhal feneri söndürmüş.Ebe;
-Ne yaptın,yak şu feneri!..
-Olmaz ebe hanım,baksana ışığı gören geliyor!..
YENİ HİZMETÇİ
Adam evine telefon acar, telefonu yabancı bir bayan acar.Adam
karşıdaki sesi duyunca şaşırır, bayana sorar:
- "Sen kimsin?" Kız cevaplar:
- "Evin hizmetçisiyim."
- "Iyi de bizim hizmetçimiz yok ki!"
- "Evin hanımı beni bu sabah işe aldi."
- "Ya. Öyle mi? Ben de evin beyiyim. Hanımı cağırır mısın?"
- "Hanımınız şu an yatak odasında kocası sandığım bir adamla beraber."
Adam şaşırır, sinirlenerek,
- "Elli bin dolar kazanmak istermisin?" Kiz,
- "Tabii ki isterim.Kim istemez..."
- "O zaman çekmeçedeki silahı al, yukarı çıkıp o cadi ile o sümsük
herifi vur!"
Once ayak sesleri duyulur, sonra iki el silah sesi. Hizmetçi telefona
geri gelir:
- "Öldürdüm efendim, cesetleri ne yapayım?" Adam,
- "Cesetleri havuza at." Kadın duraklar:
- "Ama burada havuz yok ki?" Adam bir süre düşünür ve cevap verir:
- "Orasi 112 43 44 değil mi?
- "Hayir!!!!!
- "Pardon! Yanlış numarayı aramışım!!!!!"
SORULAR-CEVAPLAR
Soru: Bir kadın kocasını milyoner yapabilir mi?
Cevap: Kocası daha önce milyarderse evet.
Soru: Mikroskopla kadın arasında ne benzerlik vardır?
Cevap: İkisi de pireyi deve yapar.
Soru: Geveze bir kadınla tespih arasında ne fark vardır?
Cevap: Biri çekilir, diğeri hiç çekilmez
Soru: Duvar saati ile geveze bir kadın arasında ne fark vardır?
Cevap: Duvar saati hiç olmazsa arada bir durur.
Soru: Birbiriyle tartışan iki erkekle birbiriyle tartışan iki
kadınarasında ne fark vardır?
Cevap: Tartışan iki erkek kendilerini, iki kadınsa üçüncü bir kadını
tartışırlar.
Soru: Bir kadın ile gazetenin benzerliği nedir?
Cevap: Her ikisi de ağzına kadar laf doludur ve insanı paradan çıkarır
YUMURTA FİYATLARI
İki tavuk markette geziyorlarmış. Yumurta reyonuna geldiklerinde l.tavuk
diğerine 40.000 TL değerindeki yumurtaları göstererek :
-"Bak bunları ben yaptım" der.
Biraz daha ilerler, biraz önceki yumurtalardan daha küçük ve 30.000 TL
değerindeki yumurtaları görürler. Bu sefer diğer tavuk
-"Bak bunları da ben yaptım, seninkilerden yapacaktım ama kocam 10.000
TL için yırtınmaya değmez dedi" der.
KARI - KOCA
Soğuk ve karlı bir günde bir işadamıyla sarışın sekreteri yollarını
kaybetmişler ve bir ormanda kaybolmuşlar.
Bir süre sonrada arabaları bozulmuş ve arabayı terketmek zorunda
kalmışlar.
Zor ve uzun bir yürüyüşten sonra ormanın içinde bir kulübe bulmuşler ve
kendilerini hemen bu kulübenin içine atmışlar.
Kulübede bir yatak, bir uyku tulumu ve bir sürüde battaniye olduğunu
görürmüşler.
Adam bir centilmen olarak sekretere onun yatakta yatabileceğini söylemiş
ve kendide uyku tulumu alıp yere yatmış.
Adam yattıktan birkaç dakika sonra sarışından bir ses gelmiş,
- Efendim, ben çok üşüyorum.
Adam tulumun fermuarını açmış ve kalkıp sarışına bir battaniye vermiş ve
sonra yine yatmış.
Tam uyumak üzereyken sarışın yine,
- Efendim, ben hala çok üşüyorum! demiş.
Adam yine fermuarını açmış, kalkmış ve sarışına bir battaniye daha
vermiş.
Sonra aynı sakinlikle uyku tulumunun içine girip, fermuarı çekmiş.
Tam uykuya dalacağı sırada sarışın yine,
- Efendim, ama ben çooooook üşüyorum. demiş.
Adam sarışına dönüp,
- Burası ıssız bir yer. Ne olduğunu kimse görmez. İstiyorsan bir
geceliğine karı-koca gibi davranabiliriz. demiş.
Sarışın cilvelenerek,
- Tabii efendim siz nasıl isterseniz. demiş.
Bunun üzerine adam avazı çıktığı kadar bağırmış,
- Öyleyse kalk ve kahrolası battaniyeyi kendin al!!!!!".
ONA OLMAZ
Ölüm yatağındaki kadın kocasına sormuş:
Bana söz ver ben öldükten sonra elbiselerimi evleneceğin kadına
giydirmeyeceksin...
Adam;
-Saçmalama birincisi sen haftaya kalmaz iyileşirsin, ikincisi onun boyu
seninkinden ufak elbiselerin ona olmaz...