KAŞ
Akdeniz Bölgesi'nde Antalya İli'ne bağlı bir ilçe olan Kaş'ın
kuzeydoğusunda Elmalı, doğusunda Finike ilçeleri, batı ve kuzeyinde
Muğla, güneyinde de
Akdeniz bulunmaktadır. Teke Yarımadasının güney
kesiminde yer alan Batı Toroslarının uzantıları olan Akdağ, Kaş ile
Muğla'nın doğal sınırını oluşturur. Teke yarımadasının ilçe sınırları
içerisinde kalan bölümü dağlar ve akarsularla engebelenen plato
görünümündedir. Kıyı şeridi oldukça dar olup, batıda Eşen Ovası, doğuda
da Demre Ovasında genişler. Muğla ile doğal sınırı çizen Eşen Çayının
taşıdığı alüvyonlarla bir deltaya dönüşmüştür. İlçe kıyılarının dışında
başta Kekova, Meis, İçada, Heybeliada ve çataladalar ismiyle bilinen
Sıçan ve Yılan adaları bulunmaktadır.
Kaş'ın yüzölçümü 2.231 km2; 2000 Yılı Genel Nüfus Sayım sonuçlarına
göre; toplam nüfusu 47.519'dur. Antalya’ya 168 km. uzaklıkta ve
Akdeniz’de ise Meis adası ile karşı karşıya olup, bu ada vasıtasıyla
Yunanistan ile komşudur. Kaş’ın sahil uzunluğu 70 km civarındadır.
İlçenin ekonomisi tarım ve turizme dayalıdır. Bölgede yetişen belli
başlı ürünler portakal, elma, buğday, arpa, çiğit ve pamuktur. Ayrıca
kıyı kesiminde yaygın biçimde seracılık yapılır. Kızılçam, sedir, ardıç
ve karaçamdan oluşan, dağlık kesimde ormancılık ön plandadır. Kaş ve
çevresinde giyim, elsanatları ve halk oyunları bakımından hala
geleneklerini devam ettirmektedir. Yörenin ünlü "Barak Kilimi" Yayla
Kılıçlı ve Yeşilbarak köylerinde dokunmaktadır.
Antik Likya bölgesinin önemli kentleri Kaş'ın çevresinde yer almaktadır.
Ksanthos, Patara, Myra ve Antiphellos bunların başında gelmektedir.
Antiphellos, bugünkü Kaş ilçesinin olduğu yerde idi. Likçe yazıtlarda ve
Pilinius’da “Habesos” diye adlandırılan bu kentin ismi Hellen dilinde
“Taşlık Ülke” anlamındadır. XX.yüzyılının başlarında da buraya “Andifli”
denilmiştir. Antiphellos’un M.Ö.VI.yüzyılda da var olduğunu biliyoruz,
fakat bu devre ait bilgilerimiz oldukça sınırlıdır. IV.yüzyıla ait mezar
anıtlarından da kentin gelişmeye başladığı görülmektedir. Hellenistik
dönemde Antiphellos’un kuzeyindeki, bir liman ve savunma yeri olan
Phellos’un önemini yitirmesi üzerine kent gelişmiş ve büyük bir önem
kazanmıştır. Bu durum Roma çağında da devam etmiş, sedir ağacı ticareti
ve sünger ihracından ötürü zenginleşmiştir. M.Ö. II.yüzyılda Likya
Birliğine katılan kentler arasındadır ve bu birliğin bastığı sikkelerin
arasında Attiphellos’un da ismi vardır.
Makedonya Kralı Büyük Iskender’in, Anadolu seferi sırasında, Kralliğın
egemenliği altına girmiştir. İskender’in ölümünden sonra bölge,
Seleukoslar’la Ptolemaioslar arasında el değiştirmiştir. Antik kent,
Roma Dönemi’nde önem kazanmış ve Bizans Dönemi’nde Piskoposluk merkezi
olmuştur. Bu dönemde Arap akınlarına uğramış daha sonra Anadolu Selçuklu
topraklarına katılarak Andifli adını almıştır. Anadolu Selçuklu
Devleti’nin yıkılmasını takiben Tekeoğulları Beyliği yönetimi ele
geçirmiş ve Osmanlı Devleti ilçeyi Yıldırım Bayazıt zamanında
topraklarına katmıştır.

Günümüze Akropoldeki düzgün sur kalıntıları iyi bir durumda gelmiştir.
Yalnızca kuzey ve batı surlarından hiçbir iz görülememektedir. Ayrıca
sur kapısı ile iç kalıntıları da ayakta olup onlara dayanılarak kentin
tamamen surlarla çevrili olduğu anlaşılmaktadır. Kentin batısında,
Çukurbağ yarımadasına giden yolun üzerinde tiyatro yer almaktadır.
Tiyatronun üstünde M.Ö. IV.yüzyıla ait doğal kayadan oyularak yapılmış
ev tipi bir mezar anıtı vardır.
Kaş’ın bugün adeta bir simgesi durumundaki mezar anıtı Uzun Çarşı
caddesinde, Postahane sokağındadır. Günümüze iyi bir konumda gelen ve
tek bir bloktan yapılmış olan bu lahdin 1,5 m. uzunluğundaki alt
kısmında boncuk motifleri ve sekiz satırlık Likçe bir kitabe vardır. M.Ö.
IV.yüzyıla tarihlenen bu mezarın kitabesi okunamadığından kime ait
olduğu anlaşılamamıştır . Antiphellos’taki mezarların çoğu kentin
kuzeyindeki yamaçta, evlerin hemen arkasındadır. Bunlar ev tipi
mezarlardır. 1842'de Kaş’a gelen Spratt isimli bir İngiliz subayı burada
yüzden fazla mezar olduğundan söz etmişse de bugün bunların çoğu
günümüze gelememiştir.