DİDİM
Kilometrelerce uzunluğunda temiz plajları, sıcak ve sığ denizi,
birbirinden güzel yüzlerce koyu ile ülkemizin güzel tatil beldelerinden
olan Didim ; havada ki nem oranının çok az olması ve coğrafi yapısı
gereği Astım hastalığına iyi gelen
dünyadaki iki bölgeden biridir.
Didim´i diğer tatil bölgelerinden farklı kılan sadece havası ve denizi
değildir. Antik Didyma kentinin üzerine kurulan ilçe açık hava müzesi
olmasıyla da ilgi çekicidir.
Apollon Tapınağının günümüzde kalan kalıntıları bile baş döndürücüdür.
Apollon Tapınağı bölgede ki en heybetli ve en koruna gelmiş yapıtlardan
birtanesi olup, hergün yerli yabancı yüzlerce turist tarafından
gezilmektedir. Tapınağa 7 km uzaklıkta deniz fenerinin olduğu bölge
Poseidon Sunağı´ dır. Burada tanrılara kurban ve adaklar ödenirdi.
Didim´de alternatif olarak herbiri binlerce yıllık tarihi saklayan
Milet, Priene, Heraklia, Efes, İasos vb onlarca tarihi yeride gezme
imkanına sahipsiniz.
Apollon Tapınağı
Didim´ in girişinde, Batı Anadolu kıyılarının en etkileyici bağımsız
anıtı olarak kabul edilen Apollon Tapınağı yükselir. Tapınağın anıtsal
boyutları ve benzersiz planı kadar , çok iyi bir durumda korunagelmesi
de hayranlık uyandırmaktadır. Yunan dünyasında Apollon Tapınağı´ nı
boyutları bakımından önemli bir farkla geride bırakacak herhangi bir
tapınak yoktur.
Didyma (Didim): Aydın ilinin Söke ilçesi, Yeni Hisar köyü sınırları
içerisinde yeralan Didyma, Apollon Tapınağı ile ünlüdür.
Didyma’daki ilk kazılar 1858’de İngilizler tarafından Newton’un
başkanlığında yapılmış. 1905’te Th. Weigand yönetiminde başlatılan
kazılar sistemli temellere dayandırılarak 1937’ye kadar sürdürülmüştür.
Bu dönemde tapınağın büyük bir kısmı ortaya çıkmıştır. Kazı ve araştırma
çalışmaları Alman uzmanlar tarafından hâlen sürdürülmektedir.
Didymaion, Miletus’a bağlı bir kâhinin ikamet yeri ve mabet olarak
bilinir. Son kazılardan Didyma’nın sadece bir kâhinin ikametgâhı değil,
aynı zamanda yoğun bir yerleşim yeri olduğu da anlaşılmıştır. Arkaik
tapınağın yapımına M.Ö. 6. yüzyılın ortalarında başlanıldığına ve
yapımının aynı yüzyılın sonlarında tamamlanıldığına inanılır. Helenistik
tapınağın yapımına, Büyük İskender’in Perslere karşı elde ettiği
zaferden sonra başlanılmıştır. Ancak, kalıntılardan bu Helenistik
tapınağın yapımının tamamlanmadığı anlaşılmaktadır.