17 Ağustos Depremzedeleri
Ne zaman bir zelzele duysam
Boğazıma bir hıçkırık takılır
Yatağımda uykum geceye bölünür
Gözlerim saate takılır
Sabahın öksüz çocukları
Gelir peşime takılır
Depremzedeleri soran olmaz
Buruk bir acı yüreğime takılır
Ne zaman bir virane görsem
Acı feryatlar çağırırım
Devlet adamı biçare
İşte o zamane aldanırım
Seslenirim duyan olmazsa
Beddualar çağırırım
Yaban ellere koydunuz diye
İşte o zamane ağlarım
Kaç yıl geçti aradan
Başımızı ellerimize alıp
Hiç düşündük mü
Felaket bizi sormadan
Her gece imane gelip
Kendimize sorduk mu
Eski tas eski hamamı
Öksüzü dulu bulmadan
Müzelere taşıyıp
Düşündürdük mü
DEPREM
Gürültü kopar uzaktan,
Sular fışkırır topraktan.
İnsanlar yolu bulamaz,
Oluşan bir karanlıktan...
Bu bir depremin sesidir.
Bir canavar nefesidir...
Karanlık kaplar her yeri.
Bilmem kentin neresidir?
Anne ağlar, yavrum diye,
Çocuk ağlar, annem diye.
İnsanların hepsi şaşkın...
Bakamazsın bu sahneye.
Elimizden bir şey gelmez,
Bu felâket hiç sevilmez.
Bu sarsıntı yer küreden...
Daha önceden bilinmez.
Sağlam temel sağlam evler,
Sözüm size mimar beyler.
Sağlam yapın her binayı!
Yıkılmasın kentler, köyler!
Halkım hiç acı çekmesin,
Artık gözyaşı dökmesin!
Sağlam yapın her binayı,
Deprem bize kükremesin!
Çok üzgünüm acılardan,
Kurtulalım sancılardan...
Çığlıklara dönüp bakın,
Ders alalım buncalardan.
İbrahim ŞİMŞEK