Bilgi Paylaştıkça Çoğalır...

*

 

 Ana sayfa yap

       Favorilere Ekle

              İletişim

                    

 
Menü
 

  Ana Sayfa

  E kart

  Haber

  Müzik

  Sohbet

  Sinema

  Oyun

  Burçlar

  Download

  Gazeteler

  Şiir Bölümü

  Rüya Tabirleri

  Tatil Rehberi

  Üniversiteler

  Şifalı Bitkiler

  Canlı Radyolar

  İlginç Bilgiler

  Lüzumsuz Bilgiler

  Siteniz İçin Arkaplan

  Hangi Gün Doğdunuz

  Ekran Koruyucular

  İddaa Sonuç

  İddaa Canlı Yayın

 
 
   ÖNEMLİ SAYFALAR

  T.C Kimlik No

  Vergi Kimlik No

  Oto Vergi Borcu

  SSK

  Bağkur

  Sandık Bilgi Sorgulama

  Telefon 118

  Telefon Borç Öğrenme

  Kazalı Araç Sorgusu

  Nöbetçi Eczaneler

  Posta Kodları

  Açık Öğretim Sonuçları

  KPSS

  ÖSS Sınav Sonuçları

  Hava Durumu

  Milli Piyango

 

 

  BEBEKLERDE İLK HAFTA GELİŞİMİ

 

Eskiden "yeni doğan" bebeklerin, tuhaf reflekslere sahip, minyatür insanlar olduğunu düşünürdük. Ancak, yapılan gözlem ve araştırmalar, onların düşündüğümüzün çok ötesinde özelliklere sahip olduklarını gösteriyor.    

Bebek doğumdan önce, yani fetus halindeyken bile ışık, ses ve ısı değişimlerine karşı duyarlıdır ve hamileliğin son haftalarında parmağını emmektedir. Sinir sistemi henüz bütünüyle tamamlanmamış olsa da, doğduğunda tüm ana organları faaliyettedir. Beynin ilk gelişimi konusunda yapılan son araştırmalar, bebek beyninin hem ana rahminde, hem de doğumdan sonraki birkaç yıl boyunca hızla geliştiğini göstermektedir.

Bebeğiniz ilk bakışta gözünüze çok güzel görünmeyebilir. Yüzü tuhaf renkte ve dolguncadır, gözlerinin altı şiştir ve vücudu daha sonra kaybolan ve "lanugo" dediğimiz tüylerle doludur. Cildi ise çoğunlukla beyaz, ağdalı bir madde olan ve bebeğin doğum kanalından geçmesini kolaylaştıran "verniks" ile kaplıdır, ancak doğum sonrası yapılan ilk banyo ile verniks kısmen vücuttan atılır. Kalanı ise sonraki 24 saat içinde bebeğin cildi tarafından emilir.

1 HAFTA SONRA BEBEĞİNİZ İLK GÜNLERDE KAYBETTİĞİ AĞIRLIĞIN BÎR KISMINI GERİ ALACAKTIR.

Bebeğinizin görünümü karşısında şaşkınlık ve hayal kırıklığına uğramış olabilirsiniz ancak unutmayın ki bu görüntüsü tamamen geçicidir ve hem bunca zaman içinde kaldığı ana rahminin koşulları, hem de doğum sırasında yaşadığı sıkıntı göz önüne alındığında çok da kötü sayılmaz.

Doğum sonrasında bebeğin ağırlığı genellikle 2.8 ila 4.5 kg arasındadır. Bu değerlerin biraz altında ya da üstünde olması da normaldir. Boyu ise 46 ila 52 cm. arasındadır. Dakikadaki nefes alış ve kalp atış sayısı bir yetişkinin hemen hemen iki katı kadardır. Ancak bu da bebeğin yapısına, hareket ve heyecanına bağlı olarak değişkenlik gösterebilir.

Yeni doğan bir bebeğin kafası vücuduna oranla epey büyüktür ve vücudunun neredeyse dörtte birini oluşturur; bu büyüklük bebeğin annenin doğum kanalından geçmesini zorlaştırır. Doğa, bebeğin kafasının doğuma adapte olmasını sağlamıştır; doğum sırasında bebeğin kafası kanaldan geçebilecek şekle girer. Bu şekillenme sırasında bazen bebeğin kafası külahı andıran bir biçim alabilir. Birkaç gün İçinde kafa normal şeklini alacaktır. Bütün bebeklerin kafalarının tepesinde yumuşak noktalar vardır. Bu noktalar kemiklerin büyüme yerleridir. Bu noktalara dokunmaktan korkmayın, bunlar kafayı ve beyni koruyan kalın bir dokuyla kaplıdır.

Yeni doğmuş bir bebeğin cildi genellikle buruşuk ve sarkıktır ancak birkaç gün içinde özellikle el ve ayakların üzerindeki deri kuruyup pul pul dökülür.

Yeni doğan bebeğiniz cildi mavimsi bir renge sahip olabilir, bu duruma tıp dilinde siyanosis (cyanosis) denir. Bunun nedeni solunum yolları ve akciğerlerinin hala sıvı ve çeşitli salgılarla dolu olmasıdır. Bebek, anne kamında su içinde olduğundan ve sürekli nefes alıp verdiğinden tüm solunum yolu bu sıvıyla doludur. Bebek doğum kanalından geçerken bu sıvının büyük bir kısmı ağız ve burun yoluyla atılır. Yine de doğumdan sonra akciğerde hala atılamamış bir miktar salgı ve sıvı kalabilir. Ancak burada bilmeniz gereken bebeğinizin oldukça gelişmiş bir hapşırma ve öksürme refleksi olduğudur. Bu refleks, bebeğin solunum yolunu temizleyerek açık tutar ve tıkanmasını önler. Her ne kadar öksürme ve hapşırma sırasında nefes alması durur gibi gözükse de nefes alamama gibi bir tehlike yoktur.

Sarılık, yeni doğan bebeklerde çok sık görülen bir durumdur ve sağlıklı doğan bebeklerin yüzde 25'inden fazlasında görülür. Bu duruma bilirubin denilen, kanla taşınan ve deride, dudak ve ağız içinde ve gözlerin beyaz yerlerinde yer alan sarı bir pigment neden olur. Sonuç olarak vücudun bu kesimleri sarı renkli görünür. Kanda bilirubin miktannı artıran herhangi bir şey sarılığa neden olabilir.

Yeni doğanlarda sarılık iki şekilde görülür: fizyolojik sarılık veya kan grubu uyumsuzluğunun neden olduğu hemolotik sarılık. Fizyolojik sarılık bebeğin derisinin ve göz akının doğumun üçüncü gününden itibaren sararmasıyla ortaya çıkar. Bu zararsız durum sekiz ila on gün arasında yavaş yavaş kaybolur ve özel bir tedavi gerektirmez. Bu durum bebeğin karaciğerinin biluribini vücuttan atabilecek kadar olgunlaşmamış olmasından kaynaklanır.

Hemolitik sarılık ise anne ile bebeğin kan gruplarının uyumsuzluğu sonucunda ortaya çıkar. Yaygın tedavi şekli bebeği bir iki gün kadar Horasan tarzı ışınlara tutarak fazla biliribunin yok edilmesidir. Böylelikle karaciğere daha az yük binmesi sağlanır.

Her ne kadar dünyanın en güzel bebeğini doğurduğunuza inansanız da, etrafınızda, size çocuğun farklı bir tarafını gösterenler çıkacaktır. Kimi bebeğin göğüslerinin tuhaf şekilde büyük olduğunu (bu anne hormonlarının bebeğe geçmesi sonucu oluşur ve birkaç ay içinde kaybolur), kimi de erkek bebeğin devamlı ereksiyon olduğunu ima edebilir. Bu çok sık rastlanan durum genelde uyku halinde veya uyanıkken olabilir ve genelde dışkı veya safra kesesinin baskı yapmasından kaynaklanır.

Bebeğin tuhaf hareketleri - kimi zaman da hareketsizliği- kuşku uyandırabilir. Örneğin ani irkilme refleksleri kimi zaman endişe yaratır. İrkilmeler yaklaşık her iki üç dakikada bir, özellikle "derin uyku" anlarında oluşur.

Diğer sık gözlemlenen hareket ise Moro Refleksi'dir. Yeni doğan bebek bazen ellerini aniden dışarı doğru savurur ve sonra tekrar omuzlarına doğru geri çeker. Bu ve buna benzer ani hareketler genelde ilk iki ay içinde kaybolur. Moro Refleksi uyku sırasında ya da uyanıkken gözlenebilir. Ancak ilk zamanlarda değişken olan sinir sistemi bir kısır döngü yaratabilir: ağlamak bebeğin irkilmesine neden olur; irkilmek de daha çok ağlamasına. Bu zinciri kırmak için en sık kullanılan yöntem bebeğin kol veya bacağı gibi bir uzvunu sıkıca tutmak, bebeği kundaklamak veya sıkıca sarmaktır.

Arama ve emme refleksleri bebek için yaşamsal önem taşır. Bu refleksler olmadan bebek beslenemez. Bazen emme refleksini harekete geçirmek için ağzının üstüne veya yanağına hafifçe dokunmanız gerekebilir. Bebeğin koku alma duyusu ise annesini 24 saatin sonunda hissedebilecek ve yemeğin kaynağını algılayacak kadar gelişmiştir.

Emziren annenin sütü, ilk günlerde onu her türlü enfeksiyondan koruyacak protein ve antikorlardan oluşan sarımsı bir sıvı şeklindedir (kolastium). Bu şekilde, anne sütü artana kadar, doğa, bebeğin açlık duygusuyla başedebilmesini sağlar ve onu enfeksiyonlara karşı korumuş olur. Bebeklerin çoğu yaşamlarını devam ettirecek yeterlilikte yağ, şeker ve sıvı deposuyla doğarlar.

Yeni doğmuş bebeklerde ilk birkaç gün beslenme konusunda isteksizlik görülebilir. Bebek beslenme esnasında sık sık boğazına takılan "mukus" dediğimiz salgılar yüzünden kusacaktır. Emme içgüdüsü derhal devreye girdiği halde bebek bazen yutma güçlüğü çekebilir, bu da anne ve babayı endişelendirir. Unutmayın ki yaşamın ilk dört ayında, bebeğiniz için en mükemmel ürün anne sütüdür. Sütü çabuk getirebilmek için bebek ilk saatten itibaren sık sık emzirilmelidir.

Ağlama tarzı da, diğer birçok şey gibi her bebekte farklılık gösterir. Bazısı uzun, hırslı çığlıklar atar; bazısı ise sık ancak sessiz ağlar. Her ne kadar başlangıç ve bitişler birbirine benzese de, ağlamaların genel bir süresi yoktur.

1.HAFTA DÖNÜM NOKTALARI

SOSYAL FİZİKSEL ZİHİNSEL

• Heyecanını belli eder.

• Sakin bir sese olumlu tepkiler vermeye başlar.

• Bir yüze veya sese odaklanır ve ona tepki verir.

• Sesleri ayırt eder, yüksek sesleri tercih eder.

• Tüm vücudu ani değişimlere tepki verir.

• Refleksleri kol, bacak ve el hareketlerini ve yutmayı kontrol eder.

• Yakalama refleksi çoğu zaman ellerini yumruk yapmasına neden olur.

• Belli aralıklarla uyur ve uyanır.

• Günün %80 ini uyuyarak geçirir bu da yaklaşık günde 8 uyku seansı demektir.

• Oturma pozisyonuna getirildiğinde kafası öne ve arkaya düşer.

• Sık sık kaka yapar.

• Günde 7-8 kez beslenir.

• Parlak ışığa karşı gözünü kırpar,

• Gözleri dışa doğru dönüktür.

• Işığın yönüne karşı duyarlıdır.

• Kucağa alındığında susar.

• Bir şeye bakarken emmeyi bırakır.

 

 

 

 

Uyarı: Bu sitede yer alan hiç bir bilgi,içerik,açıklama hekim tavsiyesi yerine geçmez.

     SMS MESAJLAR  

  Bayram Sms Mesajları

  Yeni Yıl Sms Mesajları

  Kandil Sms Mesajları

  Sevgililer Günü Sms

  Doğum Günü Sms

  Aşk Sevgi Sms

  Anneler Günü Sms

  Babalar Günü Sms

  Kutlama Sms

  Özür Sms

  Özlem Hasret Sms

  Ayrılık Sms

    

 RESİMLER

  Bebek Resimleri

  Manzara Resimleri

  Araba Resimleri

  Ünlülerin Resimleri

  Top Model Resimleri

  Çiçek Resimleri

  Boyama İçin Resimler

  Atatürk Resimleri

  Çizgi Resimler

    EĞLENCE & KOMİK

  Animasyonlar

  Komik Resimler

  Komik Videolar

  Komik Yazılar

  Komik Fıkralar

     BEBEK GELİŞİMİ

  Ay Ay Bebek Gelişimi

  Bebek Bakımı

  Bebeklerde Beslenme

  Bebek Boy Kilo Grafiği

  Çocuk Gelişimi

  Bulaşıcı Çocuk Hastalık

  Bebek İsimleri

   GEBELİK VE DOĞUM

  Ay Ay Gebelik Takibi

  Gebelikte Vücut Bakımı

  Vücuttaki Değişiklikler

  Gebelikte Beslenme

  Gebelikte Cinsellik

  Doğum Kontrolü

  3d Ultrason Görüntüleri

  4d Ultrason Görüntüleri

  Fetoskopy Görüntüleri

    BAYANLARA ÖZEL

  Güzellik& Estetik

  Yemek Tarifleri

  Kahve Falı

  Kalori Cetveli

  Pratik Bilgiler

  Pratik Mutfak Ölçüleri

  İdeal Kilonu Hesapla

    MSN EKLENTİLERİ

  Msn Hareketli İfadeler

  Msn Hareketli Harfler

  Msn Avatarları

  Msn Download

 

 

  Web Stats  

  Kültür ve Sanat

 
Copyright ©2006 Bilgikutum  Tüm Hakları Bilgikutum'a aittir.