İkinci ayına girdiğinde bebeğiniz yeni çevresine artık iyice alışmış
olacaktır.
Buna karşılık siz de ailenizin bu yeni üyesini daha iyi
tanımış ve ruh halini öğrenmiş olacaksınız. Sekiz haftanın sonunda,
bebeğinizin doğumundan beri bir hayli değişim geçirdiğini fark
edeceksiniz.
Örneğin artık beslenme ve uyku zamanları, arada bir bozulsa da daha
düzenli olmaya başlamıştır. Uyanık olduğu zamanlar daha belirgin ve daha
uzundur. Bu arada beslenme düzeni ve şekli de, gaz çıkarmalar ve
beslenme sırasındaki uzun ya da kısa molalarla oluşmaya başlar. İşte bu
dönemde annenin bilmesi gereken çok önemli bir şey var: Daha önce sadece
rahatsızlığını belli eden bebek bu ay memnuniyetini de gösterecektir.
Evet, yanlış okumadınız; bebeğiniz bu ay içinde size kocaman mutlu bir
gülücük hediye edecektir.
Bu ay içinde sinir sistemi geliştikçe, bebeğiniz hareketlerini de
daha iyi kontrol etmeye başlayacaktır. İlk günlerdeki kontrolsüz bebek
refleksleri yerini kontrollü hareketlere bırakacaktır. Tüm el ve ayak
vurmaları size hala anlamsız gelebilir. Oysa bunlar bebeğin kaslarını
çalıştırma egzersizleridir.
İki aylık bebek, henüz başını tam olarak dik tutamasa da, boyun
kaslarını yavaş yavaş kontrol etmeye başlar. İkinci ayın sonuna doğru,
bebeğiniz muhtemelen karnının üstüne yatarken kafasını kaldırabiliyor
olacaktır bunu yapmak aslında hiç de kolay değildir, çünkü kafası hala
vücudunun en büyük uzvu durumundadır ve ona göre oldukça ağırdır.
Hareketli bir bebek karnının üstünde dururken emekleme hareketleri
yapabilir; hatta bazı bebekler yatağın içinde yer bile değiştirebilir.
Artık daha hareketli olduğundan bebeğinizin düşmemesi için dikkatli
olmanız gerekmektedir. Hiç tahmin etmediğiniz anda beklemediğiniz bir
hareket yapabilir; bu yüzden bebeğinizi dikkatle izlemelisiniz. Örneğin
altını değiştirirken, arkanızı döndüğünüz bir anda ani bir refleksle
hareket edip kendini yere atabilir. Veya içinde olduğu ana kucağı
uzanabileceği bir yere yakın duruyorsa, gözüne kestirdiği nesneyi tutup
kendini çekebilir ve ana kucağıyla birlikte yere yuvarlanabilir.
Eğer bebeğiniz bir şekilde düşerse, sakin olmaya çalışın. Düşme hemen
bütün bebeklerin başına en az bir kez gelir. Yapacağınız ilk iş hemen
çocuk doktorunuzu aramak olmalıdır. Büyük bir olasılıkla ilk korkusu
geçtiğinde bir şeyi olmadığını göreceksiniz, ancak nadiren de olsa, iç
kanama gibi komplikasyonlar çıkabilir. Doktorunuz sonraki 24 saat içinde
nelere dikkat etmeniz gerektiğini size anlatacaktır.
Bu ay uyku konusunda da gelişmeler fark edeceksiniz. Siz tam bir
‘zombi’ye dönüştüğünüze inanmışken, bir de bakacaksınız ki bebeğiniz tüm
gece uyumaya başlamış. Sağlıklı ve zamanında doğmuş bebekler genelde 5.
haftadan itibaren 7 saat kadar uyuyabilir.
Bazı bebekler gece ile gündüzü karıştırabilir ve gece uykularını hava
aydınlıkken yaparlar. Bunu değiştirmenin yolu 3 en fazla 4 saatlik
uykudan sonra bebeği uyandırmaktır. Bebeğiniz zamanla uyku düzenini,
evdekilerin düzenine göre yeniden belirleyecektir.
Bebeğinizde doğumdan bu yana gözlemlediğiniz reflekslerin çoğu artık
kaybolmuş olsa da, bir süre daha “eskrimci pozisyonunda” uyumaya devam
edecektir. Kafasını yanda tutmayı tercih etmekle beraber, uyurken daha
farklı pozisyonlar da deneyecektir. Ancak unutmamanız gerekir ki,
bebeğiniz uyurken ya sırtüstü yatmalı ya da kafası hep bir yana dönük
olmalıdır. Sırtüstü pozisyonun ani beşik ölümü riskini azalttığı
bilinmektedir.
Sürekli aynı pozisyonda uyumak da bebeğin kafa yapısını bozabilir. Bu
fazla ciddi bir sorun olmasa da, göze hoş görünmez. Eğer bebeğinizin
kafasının farklı şekillendiğini düşünüyorsanız, bunu doktoruyla konuşun.
Genelde sallanan cisimlere bakması ve takip etmesi ya da kafasını daha
az çevirdiği tarafa renkli objeler asarak dikkatinin o yöne çekilmesi,
yeni yatma pozisyonları denemesini kolaylaştıracaktır.
İkinci ayda, bebeğin işitsel ve görsel duyuları birbiri ile uyumlu
hale gelir. Örneğin değişik bir sese doğru bakabilir ve gözleriyle sesin
kaynağını arayabilir. (Ancak sesin geldiği yöne başını çevirmesi 3. ayı
bulabilir). Ayrıca duyduğu seslerin taklitlerini çıkartabilir. Gözleri
artık kolayca bir objeyi iki yana veya yukarıdan aşağı ve daha sonra
dairesel olarak takip edebilir. Gözlerini odaklandığı yerden ayırabilir
ve 50cm. ötesine kadar görebilir. Parlak renkler, hareket eden nesneler
veya üç boyutlu objelere bakmaktan hoşlanır ve bunu belli eder.
Emmek, onu hala çok mutlu eder ve artık elini ağzına daha rahat
götürebilir. Emme içgüdüsü hala çok kuvvetlidir ve uzun bir süre daha
bunu engellemeye gerek yoktur. Bazı anneler “doğal” olduğu düşüncesiyle
bebeklerinin parmaklarını emmelerine, kimileri de ileride ellerinden
daha rahat alınabileceği için emzik kullanmasına izin verir.
Emme içgüdüsüne ek olarak, bebek oyuncaklar dahil, eline geçen her
şeyi ağzına götürmeye başlayacaktır. Bu denemeler, kendi bedeninin
bittiği ve dış dünyanın başladığı sınırları kavramasına yardımcı olur.
Şimdilik farklı şekil, kıvam ve dokuları da aynı yöntemle keşfedecektir.
Bu dönemde ayrıca oyuncaklara vurmaya başladığını ve çıkardıkları sesten
pek keyif aldığını da göreceksiniz.
Duyusal uyarılar bebek için önemli olmakla beraber, insanla kurduğu
iletişimin yerini tutamaz. En güzel oyuncaklarla donanmış bir karyola
bile bebeği, uyanık olduğu zamanlarda oyalamaya yetmez. Evinde neler
olup bittiğini öğrenmesi gerekmektedir ve tüm yetişkinler gibi o da
yanında bir insan ister. Uyanık olduğu saatlerde bebeğinizi ana kucağına
yerleştirin, ev içinde yanınızda tutmaya çalışın.
Bu dönemdeki bebekler insan sesine bayılırlar. Bebeğiniz beslenirken,
normalde seslere karşı ilgisizdir, ancak konuşan ya da şarkı söyleyen
insan sesini duyduğunda emmeyi bırakıp sesi dinlemeyi tercih edebilir.
Belki fark etmişsinizdir; babalar, annelerden farklı olarak bebeğe
genelde oyun dürtüleri kazandırmada ustadırlar. Ancak unutmamalısınız ki
babaların bebekle iletişim kurma yöntemi farklı olsa da, bu hem bebek
hem de baba için çok değerli bir çabadır. Bebeğin, her iki ebeveyni ile
bir bağ kurabilmesi için bu etkileşimler çok önemlidir. Bazen anne,
babadan bebeğin bakımı ile daha çok ilgilenmesini ister – ancak baba
çoğu zaman bu kadar küçük bir bebek karşısında kendini yetersiz
hissedebilir.
Henüz iki aylık olan bebeğiniz, bakıcısıyla veya bir başkasıyla
beraberken rahatsız olabilir. Bu, mutlaka ortada bir sorun olduğu
anlamına gelmez. Bebeğin rahatsızlığının asıl nedeni, anne ve babasından
aldığı tepkiyi diğer yetişkinlerden de almak istemesidir. Bebek evdeki
diğer insanları tanıdıkça rahatlayacaktır.
İkinci ayın başlarında bebeğinizin yüzünde ve boynunda lekeler
oluşabilir; bu lekeler 4- 6 hafta içinde kaybolur. Bunun nedeni, anne
hormonlarının bebeğin vücudundan atılması ya da bebeğin yağ ve ter
bezlerinin çalışmaya başlaması olabilir. Her iki durumda da herhangi bir
müdaheye gerek yoktur, lekeler genelde kendiliğinden kaybolur.
Altıncı haftanın ortasında kafasının üstünde “konak” denilen bir
takım kabuklar oluşabilir. Bunun bir nedeni ebeveynin bu alanları iyice
yıkamaktan çekinmesi olabilir. (Yıkamak bebeğe zarar vermez. Kafadaki
yumuşak noktalar hassas görünse de kalın bir dokuyla kaplanmıştır ve
dokunmaktan çekinmenize gerek yoktur). Konak acıtmaz veya kaşınmaz.
Doktorunuz bunların kaybolması için gerekli bilgileri size verecektir.
Endişe gerektirmeyen ama yine de anneleri endişelendiren birkaç
konunun daha üzerinde durmakta yarar var. Bunlardan bir tanesi, forseps
doğumu sonrasında bebeğin yüzünde oluşabilecek yara izleridir. Zamanla
kaybolurlar. Bebeğinizin bacakları rahimdeki pozisyonlarından dolayı
eğridir. Eğer bebek yeterli besin ve vitamini alıyorsa birinci senesinde
bacakları düzleşecek, yürümeye başladığında normal görünüme
kavuşacaktır.
Bazı ebeveynler bebeğin gözlerinin farklı boyutlarda olduğunu fark
ederler. Bebeğin görüş yeteneği geliştikçe gözlerin boyutu da eşlenir.
Kuru cilt, ebeveynlerde endişe yaratan diğer bir durumdur. Doğumdan bir
süre sonra özellikle ayak gibi kıvrımlı bölgelerde bebeklerin cildi
kurur ve dökülür. Daha az banyo ve yumuşak bir nemlendirici losyon
yardımcı olacaktır, ancak bez kullandığınız bölgenin her gün
temizlenmesi gerekir.
Son olarak, kendinizle ilgili bazı endişeleriniz de olabilir. Bazı
geceler, gün boyu hiçbir şey yapmadığınızı, ancak yine de çok yorgun
olduğunuzu düşüneceksiniz. Ve bebeğiniz size istediğiniz tepkileri
göstermediğinden, her yeni anne gibi siz de bunca emeğe değip
değmediğini sorgulayacaksınız.
Buna cevabımız içtenlikle EVET dir. Bundan birkaç ay sonrasıyla
kıyasladığınızda bebeğinizin şu anda size tepki vermediğini düşünmek
doğru olabilir. Ancak yaptıklarınız için size henüz teşekkür edemez.
Uyanık olduğu her anı görerek, dinleyerek ve öğrenerek geçirecektir. Ve
unutmayınız: Ona sarıldığınızda ve onun karnını doyurduğunuzda onun
gelecekteki psikolojik yapısını etkileyecek kadar ona yardım
etmektesiniz.
BU AY BEBEĞİNİZ YÜZÜNÜZÜ TANIYACAK VE SİZE İLK KEZ GÜLÜMSEYECEK...
• Emerek kendini rahatlatır.
• Bir insanın varlığından mutlu olur ve bunu gösterir.
• Kucağa alındığında veya birinin sesini duyduğunda susar.
• İnsanlarla etkileşim halinde olursa, daha uzun süre uyanık kalır.
• Hareketleri daha düzenli ve istemli olur ve reflekslerin bir kısmı
kaybolur.
• Kafasını birkaç saniye için dik tutabilir.
• Oturma pozisyonuna getirildiğinde kafasını dik tutsa dahi, tam
olarak kontrol edemez.
• Bir objeyi birkaç saniye ya da belki biraz daha uzunca süre elinde
tutabilir.
• Kasları gelişir.
• Etrafına bakar.
•Bir nesneyi seyrederken gözlerini bir daire içinde, ikisini aynı
anda ve aynı
yönde olmak üzere çevirebilir.
• Bir nesneyi gözünün bir ucundan diğerine kadar takip edebilir.
• Sesleri, dışarıdan duyduğu şeylere tepki olarak değil, kendi
içinden gelenlere tepki olarak çıkarmaktadır.
• El ve kollarını daha çok hareket ettirir.
• Nesnelere vurabilir.