BARIŞ KONULU ŞİİRLER
Derviş Yunus
Tabtuk dergahından feyizler alan,
Yanan Yunus idi,o derviş Yunus...
Gönlünü derya,ummanlara salan,
Dalan Yunus idi,o derviş Yunus...
Gezer idi; iki Arşı alayı,
Sevgi ile yoğururdu mayayı,
Barış, Hoşgörü bir edip davayı,
Bulan Yunus idi,O derviş Yunus
Yetmiş üçe hep, bir nazar eyleyen,
Herdem Hakkı hakikatı söyleyen ,
Aşk elinden kendin heder eyleyen,
Kanan Yunus idi, o dervişYunus ...
O bilmezdi kin ile kem hiddeti,
Diler idi;Kahhar Haktan mededi,
Şu fani dünyaya mehil vermedi,
Canan Yunus idi,O derviş Yunus.
Yunus Emre
Verdim canımı gitti
Nerde bir topluluk görürsen, tellal,
hiç durma, bağır:
Kaçan bir kul gördünüz mü ey insanlar, de,
tertemiz kokan bir kul gördünüz mü,
ay parçası bir yüzü var,
baştanbaşa fitne.
Savaş vakti tez gider, de , tellal,
barış vakti uysal olur, de.
Nerde bir topluluk görürsen, tellal,
hiç durma, bağır:
İnce boylu, güler yüzlü, tatlı sözlü,
tez canlı, çevik bir kul gördünüz mü?
Sırtında bir al kaftan taşıyor.
Kucağında bir rebap, elinde bir yay var, de , tellal,
Çaldığı hep güzel, hep sıcak havalar, de.
Nerede bir topluluk görürsen, tellal,
hiç durma, bağır:
Onun bağından bir meyva devşiren var mı ey insanlar, de,
onun gül bahçesinden bir demet gül deren var mı?
İş ki çıksın bir habercik getirsin biri ondan bana, tellal
çıksın biri ondan bana bir şeyler desin iş ki,
söyle, verdim canımı ona gitti, telal,
verdim ona gitti.
Mevlana Celaleddin Rumi
Güvercinim Uyur mu?
Sömürgen cami güvercinleri sizin olsun
O doyumsuz lapacı güvercinler
Kurşun buğusu güvercinleri severim ben
Kanat uçları çelik yeşili
Kuş dediğin piyerlotisiz yaşamalı
Adaksız avlusuz şadırvansız
Buluttan süzmeli suyunu
Kuşçular çarşısında tüy dökmemeli
Benim güvercinim tunç gagalı
Kimlerin bakışı kardeşçedir
Kimlerin bakışı düşmanca
Kendisi hangi kavganın güvercinidir bilir
Tüneyip acımanın saçaklarına
Miskin sevilerle bitlenmez
Kanadından çok pençesine güvenir
Barış taklaları süzülmeler
Gagalarda zeytin dalı
Perendeler maviliklerde
Tüm gösteriler resimlerde kalmalı
Güvercin dediğin uyanık olmalı
Tüyler duman duman öfkeden
Yanıp tutuyşmalı gözbebekleri
Sevgiden tıpır tıpır bir yürek
Özgürlüğünce dövüşken
Rıfat Ilgaz
Yeni Efendiler
İşte böyle durdu zaman sarnıçlarda.
İnsan, zorlanmış ıssız
tuzaklarda, kalenin taşı ardında,
kürsü-mürekkebiyle, dolduruldu
ıssız bırakılmış, Amerika'ya özgü kent ağızlarla.
Her şey barış ve uyumken,
hastahane ve krallık sömürgesi iken, Arellano,
Rojes, Tapia, Castillo, Nunez, Perez,
Rosales, Lopez, Yorquera, Bermadez,
Kastilyalı son askerler,
yaşlandı mahkeme-kürsüsü ardında,
varakların altında battı ölüler,
bitleriyle gömülüp gittiler
kralsı hazine-odalarının düşlerinde
gerildikleri yere, tek tehlikeyken
sıçan kana susamış
ülkeler için,
çuvallar ortaya çıktığında Bask'lı,
bağcıklı ayakkaplarıyla Errazuriz,
Fernandez Larrain balmumu ışığını satmak için,
yünlü fanilasıyla Aldunate,
çorap kralı Eyzaguirre.
Bunların hepsi aç insanlar olarak geldi,
kaçak olarak jandarmadan ve hayatın sillesinden.
Ama çok geçmeden, gömlek değiştirircesine
kovaladılar kâşifi
ve attılar temelini
sömürge-ticaretinin zaptedilişinin.
O zamandan beri uğraştılar gururla,
satın aldılardı karaborsada.
Çaldılar kendileri için
mülkleri, kırbaçları, köleleri,
sorulu-yanıtlı din kitaplarını, dış ülke komiserliklerini,
sadaka kutularını, gecekonduları, kerhaneleri,
ve bütün bunlara kutsal dediler
batı kültürü dediler.
Pablo Neruda