| |
|
 |
reklamlar
Alice Harikalar Diyarında
reklamlar
Alice bir gün bahçede oynarken bir tavşan gördü. Peşinden koşarken
bir delikten girmişti tavşan. Alice’de peşinden. Bir yerden yuvarlandı
ve sonra durdu. Bir masanın üzerinde anahtar buldu. Bu anahtarı her
kapıya denedi ama hiçbirine olmadı. Sonra bir kapıya anahtarı koydu ve
oldu ama çok küçük bir aralık kadar boşluk vardı. Bir şişeye baktı ve
dikledi. Birden küçülmeye başladı. Ama kapı çoktan kapanmıştı kapı.
Sonra bir kurabiyenin üzerinde beni ye yazıyordu. Alice de yedi ve boyu
uzadı.
Ama öyle uzamıştı ki ayakkabıları bile olmuyordu ona bu duruma çok
üzülen Alice ağlamaya başladı. Birden elinde yelpazesi öbür elinde beyaz
eldiveni olan olağanüstü bir tavşan. Tavşan yelpaze ile eldiveni
aceleden düşürdü. Alice’de eldiven eline aldı ki. Tavşanın peşinden
koşmaya başladım ama terledi ve yelpazelendi.
Birde ne görsün tavşanın eldiveni eline oldu yani boyu kısalmış. Birden
bir fare gördü. Bu fare ile konuşsam mı diye düşündü. Fare ile
kaynaşmıştı bile. Baya konuşmuşlardı fare ile. Birden Alice’nin aklına
kedisi Dinah gelmişti. Fare senin kedin mi var diye sordu. Alice; evet
sen yoksa kedileri sevmez misin diye sordu; tabi ki sevmem, dedi. Alice
ama benim kedim öyle değildir çok iyidir. Diye sohbet ettiler. Sonra
Alice bir evin önünden geçerken eve uğradı. İçinde bir fındık faresi iki
tanede tavşan vardı. Beraber çay içtiler sohbete daldılar. E tabi bunlar
basta Alice’ye sen kimsin diye sordular. Alice’de anlattı. Alice’den
masal istediler ama Alice şuan aklımda anlatacak masal yok. Bu sefer
fındık faresinden masal istediler. Fındık faresi hep uyuklayarak masal
anlatıyordu tabi masal da kendileri gibi acayipti ama masallar böyle
olur. E bu nedenle Alice her anlattığı kelime için soru buluyordu. Bu
bir tartışma haline gelmişti. Tabi sonra Alice yoluna devam etti. Sonra
Alice’nin yolunda krallık vardı. Birden bir kadın haykırıyordu. Herkes
önünde onu dinliyorlardı. Kraliçe Alice’in varlığını fark etti. Alice’e
sen de kimsin, dedi. Ben burada dolaşıyordum. Birden sizin haykırışınızı
duydum. Kraliçe Alice’in kafasının uçurulmasını emretti. Alice biraz
korkmuştu. Birkaç gün böyle geçti. Sonra Alice yalancı kaplumbağa diye
biriyle tanıştı. Bu kaplumbağa ona hayatını anlattı. Ve Alice’nin de
hayatının masalını anlatmasını istedi.
Ama Alice kendi masalının biraz karışık olduğunu düşündüğü için anlatmak
istemedi. Birden biri mahkeme var diye seslendi birisi. Çabukça koşarak
mahkemeye yetiştiler. Mahkeme çok karışıktı fareler tavşanlar ve kraliçe
kral ve yalancı kaplumbağa ve Alice. Birkaç tartışma sonrası Alice’ye
ablası sesleniyordu sanki. Alice uyan artık elini yüzünü yıkayıp yemeğe
gel. Alice abla çok değişik bir rüya gördüm. Ablası anlat bakalım Alice
hatırladığı kadarıyla anlattı. Ablası da bence de saçmaymış, dedi.
reklamlar
|
 |
|